
Günümüzde insanlar, özellikle de çocuklar, zamanlarının büyük kısmını kapalı eğlence alanlarında ya da evde ekran başında geçiriyor. Ah… Bizim çocukluğumuz böyle miydi?
Toprağa basmadan, rüzgârı hissetmeden, üşüyüp ısınmadan geçen bir hayat normalleşti. Oysa insan, doğanın içinde büyüyerek dengede kalır.
Bizim hafta sonlarımız genelde böyledir. Soğukta da sıcakta da…
Toprak tencereyi aldık, açık ateşte pişirdik yemeğimizi. Ruhum bir Kızılderili…
Odun ateşinde pişenin lezzetini yiyen bilir. Doğada karnını doyurmanın hissini de yine yaşayan bilir.
Genelde doğaya mangal için çıkılır ya; bir de başka şeyler deneyin. Ateşi sadece et için değil, muhabbet için yakın.
Çocuklar gelen köpeklerle oynadılar. Koştular, dolaştılar. Üşüdüler, ısındılar.
Olması gerektiği gibi…
Doğa çocuğu sıkmaz. Doğa çocuğu kendine getirir.
Bugün doğa, çoğu insanın konfor alanının dışında kaldı. “Ben ağaç, ot sevmem” diyenler var.
E be mübarek… Sen bu kâinatın bir parçası değil misin?
İnsanı mutsuz eden çoğu şey, aslında ondan kopuşun sonucudur.
Doğadan uzaklaştıkça doyumsuzluk artar, yaklaştıkça kalp sakinleşir.
Çıkın… Bir karışın şu kâinata.
Göğe bakın. Batan güneşin heybetini seyredin. Ve o heybeti verene şükredin.
Bastığınız toprak; yedi kat, ayrı ayrı ama tek bir ahenk içinde döner.
Hissedebiliyor muyuz peki? Ne muazzam bir sistemdir bu…
Göremediğiniz ama sizi saran, doğadan yayılan ve sizinle bütünleşen o his… İşte insanı insan yapan da odur.
Biz büyük işler yapmıyoruz. Sadece unutmamaya çalışıyoruz.
Unutulanı hatırlatmak, hatırlayanlara vesile olmak niyetiyle…

Yaşayan Çiftlik, doğanın binlerce yıllık bilgisini bugünün kalbiyle buluşturan bir yaşam yolculuğudur.
Her çiçek, her ot, her ağaç, toprağın bağrındaki her filiz, her yağmur damlası, her kar tanesi, doğan batan güneş, esen rüzgar, ayın büyüsü bizim için bir öğretmen, bir rehberdir.
Ürünlerimiz sadece karışımlardan ibaret değildir; doğanın sesini, nefesini ve şifasını taşıyan küçük nimetlerdir.
Kazanımız, doğadan topladığımız bitkilerin bir araya gelip özünü sunduğu doğanın öz suyudur.
Sepetimizdeki her çiçek topraktan gelen bir teşekkür, bir emanet olarak kabul edilir.
Yaşayan Çiftlik’te her ürün; el emeği, sevgi, özen ve doğaya duyulan saygıyla hazırlanır.
Toprağın nefesini duyar, rüzgârla birlikte hareket eder, güneşin ışığında üretiriz.
Ürünlerimiz yaşayan bir hikâyenin parçasıdır;
doğadan doğar, doğayı korur, insan ruhuna şifa taşır.
Yaşayan Çiftlik – Doğanın ritmi ile yaşayan, kalpten gelen şifa.
Gülcan Özsoy, Kurucu
© 2025 ikas Mağazası. Tüm Hakları Saklıdır
